Andrew Fastow'un Enron Röportajı

Aktif . Gösterim: 3667

FM: İlginç. Ancak ben daha çok, şirkete ilk gelişinizden itibaren hem sizin izlenimleriniz hem de yaptığınız ilk bir kaç anlaşmadan sonra onların sizin hakkınızda neler düşündüğünü merak ediyorum.

Ellerinde ne olduğunu veya benim için ne düşündüklerini bilemem ancak beni terfi, bonuslar ve ikramiyeler ile sürekli ödüllendiriyorlardı.

FM: Öyleyse, başlangıca yol açan şey - sonun başlangıcı olarak söyleyebilirsiniz sanırım - Oturumunuzda konuştuğunuz yapılandırılmış finansmanın başlangıcına neden olan şey nedir? Ya da daha açık sormak gerekirse sahtekarlık kendisinin başlangıcına neden olan şey nedir?

Suistimal ve hilenin ne zaman başladığını söylemek biraz zor çünkü her biri belki de teknik açıdan doğru ama aynı zamanda yanıltıcı olan bu anlaşmaların bir araya toplanması olarak tanımlanıyor. Tamamen yanıltıcı olan bir şey yarattık, ancak bu anlaşmalardan herhangi biri hile veya manipülasyon kapsamında değerlendirilmedi. Bununla birlikte, anlaşmaların tümünün etkisini bir araya topladığımızda bu bir sahtekarlıktı ve bizim sınırı hangi noktada geçtiğimiz konusunda emin değilim.

Bu biraz gri bir alan, ama şu anda söyleyeceğim şey belki bu soruya cevap vermeme yardımcı olur: Bu yapılandırılmış finansman anlaşmalarının her birinde, şirket için net ekonomik fayda var. Ekonomik fayda yanında, finansal raporlama avantajları da olabilir ayrıca. Bu muhasebeleştirme yöntemi şirketin daha iyi görünmesini sağladı ve bu işlemin dayandığı bir rasyonel sebebimiz de vardı: “Finansmanımızı daha ucuza yaptık. Bize sermayeye daha fazla erişme imkânı verdi”.

Zamanla, anlaşmalar mutlaka ekonomik gerçekliklere sahip olmayan ve yalnızca yanıltıcı olmak için yapılan işlemlere dönüştü ve bir süre sonra anlaşmaların tüm amacı gerçekliği saptırmaya yönelik işlemler olmaya başladı. Tekrar etmek gerekirse, anlaşmalar teknik olarak doğru olabilirdi ancak niyetimiz doğru değildi. Bu yüzden hangi noktada sınırı geçtiğimize karar veremesem de, bazı anlaşmalar diğerlerinden daha sakıncalı ve kötü niyetli idi.

Bu anda, tüm anlaşmalarınızın şirket avukatları ve danışmanlık firmalarınız tarafından onaylandığı gerçeğinden hareket edersek, ortada bir fraud yoktu. Dolandırıcılık tanımı buysa, biz bu tanıma girmiyorduk. Ancak bizim hile yaptığımızı söylemeyceğim burada sana. Çok basit ifade ile Enron’daki durum, tipik bir hile denetçisi için önemli olan tüm kurallara ve yasal prosedürlere uyuluyor olmasına rağmen ortada bir fraud işleminin olduğu gerçeğiydi.

FM: Toplam etki neydi? Her bir anlaşmaya bakıp göremediğini söyleyebilirsin, ama daha büyük ölçekte ne oldu?

Bunu söylemenin en basit yolu, Enron'a kredi derecelendirme kuruluşları tarafından yatırım yapılabilir notu verilmesiydi, ancak bana göre Enron yatırım yapılabilir seviyesinin yakınından bile geçemezdi o dönem. Bu derecelendirme tam anlamıyla çöptü.

Dolayısıyla, bu anlaşmaların toplam etkisi ile tek gerçek, çok yanıltıcı olduklarıydı. İkinci konu da, anlaşmaları yapmak için ekonomik nedenlerimiz vardı. Bu anlaşmaları yaptık; çünkü daha düşük bir finansman maliyeti fırsatı vardı ya da bir vergi kredisi koruma avantajımız vardı veya risk aktarmak gibi başka nedenler vardı. İyi sebeplerimiz vardı kısaca.. Dolayısıyla, anlaşma teknik açıdan doğruysa da, amaç hiç doğru değildi – yaptıklarımız temelde “hile”ydi..

FM: Peki kendim gibi bir sıradan görevli veya muhasebeci veya denetçi olmayan fraud uzmanlarından bazıları için yapısal finansman ve mark-to-market muhasebesi işlemlerini biraz açıklayabilir misiniz?

Evet, bir anlaşma maddesinde bunu yakalamak mümkün olamaz. Söylemek istediğim tam da buydu. Ben de böyle diyecektim. Tipik sahtekarlık denetçisinin, muhasebenin doğru olup olmadığına karar vermeye yetecek denetime veya muhasebe geçmişine sahip olmasını beklemem hiçbir zaman. “Muhasebenin doğru olduğunu gördün ancak bu yeterli cevap mıdır? Eğer bu cevap senin için yeterli ise, sen de Enron'un olduğu yere geri döndün.” Işte.. Dolayısıyla, üzerinde düşünülmesi gereken başka sorular olmalıdır. “Bu işlemin amacı nedir?”, “Yanıltıcı olma niyetinde mi?” veya “Bu işlemi yapmak için gerçek ekonomik veya ticari fayda var mı?” gibi sorular..

ACFE’de de vurgulandığı kadarıyla, şirketlerin üst yönetiminin tavırları oldukça önemlidir. Enron’u bu konuda nasıl değerlendirirsin? Üst Yönetimin tavrı nasıldı? Medyada okuduğumuz kadarıyla hilebaz ve paraya aç oldukları söylendi ancak senin şirketin kurum kültürü ile ilgili ilk izlenimlerin nelerdi?

Bence kötü bir kurumsal kültürdü. İnsanlar yanlış şeyler yapmaya teşvik edildi ve üst düzey yönetici, kendim de dahil olmak üzere yaptığımız kararlarla çok kötü örnekler verdik. Oysa Enron'da, her biri dışarıdan harika görünen en iyi misyon tanımına ve etik kurallara sahiptik. Kötü niyetli insanları gönderen harika bir insan kaynakları departmanımız vardı. Ancak, daha iyi finansal raporlamaye teşvik eden kötü bir mekanizamaya sahiptik ve ben dahil üst yöneticilerin tamamı bu yönde etik olarak kötü bir davranış sergiledik.

Bu açıdan bakarsak, insanlara etik olmasını söyleyebilir, şirket değerlerini oluşturabilir ve hepsi hakkında güzel yazılı ifadeler oluşturabilirsiniz, ancak kasıtlı olarak dış dünyaya yanıltıcı bilgi veren anlaşmalar yapan bir CFO'unuz var. En aydınlık ve en iddialı gençleri işe aldığımızı ve CFO'nun ne yaptığını anlamaya yetecek kadar akıllı olduklarını hatırlamak zorundasınız. Çünkü, kurumsal davranış kurallarına ve etik kurallarına rağmen, bu insanlar bu adamın CFO olabildiğini gördü ve kendileri için de bu yolu seçmeye karar verdiler.

Yani, bir üst yönetim için en önemli husus, şirket çalışanlarının, inandıklarından daha akıllı olduklarını varsaymalıdırlar. Her nesil, çocuklarının olduklarından çok daha akıllı olduklarını fark etmediği gibi, çocuklar bazen kendi potansiyellerini bu konuda gizleyebilirler. Bu nedenle, üst düzey yöneticiler, çalışanlarının onları çok net görebildiğini anlamalılar.

FM: Yol boyunca şüpheleriniz var mıydı? Biraz gergin olduğunuz zamanlar var mıydı?

Hayır, yaptığım şeyin yasadışı olduğuna dair hiç kuşkuya düşmedim. Yaptığımın, ne yaptığımı sandığım şey olduğunu düşünüyordum. Bu anlaşmalar için heyecanlı ve hevesliydim. Anlaşmaları tamamladığımızda partilerimiz oluyordu ve burada kendimizi rock yıldızları gibi hissettik hep. Bir grup finansçı ve muhasebeci olarak, rock yıldızına dönüşüp parlamaya başladığımızda, karanlık bir odadaymışız gibi gelmiyordu. Yaptığımız anlaşmalarla ilgili röportajlar verdik, partiler yaptık. Bu işlemlerin sahtekârlık olduğunu düşünmüyorduk, fakat garip bir ikilem gibi kasıtlı olarak yanıltıcı olduğunu da biliyordum. Bunu kendi kendime "İşte oyun bu şekilde oynanır!" cümlesiye rasyonalize ettim, ama bu gerçekte benim için bir karakter eksikliği idi.

FM: Tufts, Harvard ve Dartmouth gibi üniversitelerde konuşmalar yapıyorsunuz. Öğrencilere anlattığınız en önemli şey nedir?

Kendilerine zaman zaman sorabilecekleri birkaç soru geliştirmelerini – ilerideki koşulların kendileri için ne getireceğini bilemediklerinden- ve bu soruların da onları makul sınırlar içinde tutmaya yardımcı olacağını söylüyorum. Bu soruların ne olduğundan emin değilim ve her insan için farklı olabilir, ancak "Bu şirkete sahip olsam ve torunuma bırakıp gidersem bu kararı verir miyim?" gibi genel sorular düşünmelidirler. Bunun gibi basit bir soru ile Enron'da devam eden dolandırıcılık işlemlerini % 99 oranında yakalayabilirdi, çünkü cevap "Hayır" olurdu. Bu sorular, neden bunu yaptığınızı meşrulaştırma düşünce sürecine girmeye zorlar. Umuyorum ki bu soruların kendilerini götüreceği yer, bir noktada eylemlerini duraklatmak ve düşünmek olacaktır. Onlara cevabı vermeye çalışmıyorum - bunu yapabilecek en az nitelikli kişiyim - ancak bu sorular üzerine düşünmeye başladıkları anda, ileri doğru bir adım atmış olacaklar..

Emily Primeaux tarafından Fraud Magazine dergisi için hazırlanan röportajdan çevrilmiştir.

Yazıya ilişkin yorumlarınızı sayfanın alt kısmından iletebilirsiniz.

Yasal Uyarı: Her hakkı ACCAFIN.com sitesine ait olan bu makale ve makalede yer alan grafikler ve yorumlar, izinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Tags: muhasebe denetim muhasebe skandalları kurumsal yönetim audit

Muhasebe Skandalları benzer makaleler

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

MUDEFIN | ACCAFIN

Vizyonumuz, Muhasebe, Denetim ve Finans alanlarında öncelikli başvuru kaynağı olmaktır.


Misyonumuz, Muhasebe, Denetim ve Finans alanlarında nitelikli yayınlar ve uzaktan eğitimler ile kullanıcıların bilgi ve farkındalık seviyelerinin artmasına yardımcı olmaktır.


Bülten aboneliği

Periyodik bültenler için mail grubuna üye olabilirsiniz

MUDEFIN | ACCAFIN Mobile