Türkiye ve Dünya ekonomisini 2016'da neler bekliyor?

Aktif . Gösterim: 1712

Hükümetin yayınladığı orta vadeli program ve Merkez Bankası’nın enflasyon ve faiz beklentileri tartışılırken 2016’da ekonominin global ölçekte nasıl bir seyir izleyeceğine ilişkin yorumlar da ardı ardına gelmeye devam ediyor.

PKF Danışmanlık tarafından hazırlanan “2015 yılı Genel Ekonomi Değerlendirmeleri ve 2016 yılı Beklentileri” başlıklı raporda Türkiye ekonomisine ve küresel ekonomilere ilişkin olası gelişmelerin neler olacağına yer verildi.

Mustafa Saim Uysal ve Selman Uysal tarafından hazırlanan raporda 2015 yılında küresel ekonomideki yavaşlamanın gelişmiş ülkelere nazaran gelişmekte olan ülkelerde daha da belirgin gerçekleştiğine dikkat çekildi. Küresel büyümenin önündeki engelin aşırı borçlanma olduğuna vurgu yapılan raporda petroldeki fiyat düşüşüne rağmen büyüme yavaşlamasının nedeninin küresel talebin zayıf seyretmesi olduğu belirtildi. Raporda ana hatlarıyla şu ifadelere yer verildi:

2016’da Küresel Beklentiler

“Gerek aş ve gerekse iş kapasitesinin arttırılması da sadece ve sadece ülkemizin ekonomik yapısının reel, sağlıklı, sürdürülebilir büyümesi ile mümkündür. Dünya Ekonomisi IMF’nin Ekim ayı Küresel Ekonomik Görünüm Raporunda 2015 yılı için yüzde 3,1’e indirilen dünya büyümesinin 2016 yılında hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerde beklenen ivmelenme sonucunda yüzde 3,4 olması beklenmektedir. ABD ekonomisinin ise 2016 yılında yüzde 2,6 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir. Çin’in 2015 yılı Ağustos ayı içinde para birimini arka arkaya üç kez devalüe daimi büyümesinin azalmasını önlememiştir. Gelişmiş ekonomiler 2015 yılında yüzde 2 oranında büyümüşlerdir. 2016 yılında başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde ekonomik toparlanmayla birlikte yüzde 3,6 oranında büyümesi beklenmektedir. Avro bölgesi ise İspanya ve Portekiz’in toparlanmaya devam etmesi ile 2015 yılında yüzde 1,5 büyümüş 2016 yılında ise yüzde 1,7 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir.”

2016’da Türkiye Ekonomisi

“Türkiye, yeni normal döneminde de büyüme, tasarruf ve enflasyonda denge arayışı içindedir. Türkiye’nin 2002-2010 dönemin büyüme ortalaması yüzde 5 iken 2011-2015 döneminde yıllık büyüme ortalaması yüzde 3,2 olmuştur. Dolayısıyla büyümede yeni normal yüzde 3-4 civarında şekilleniyor. Bu oran ülkemizin başta işsizlik olmak üzere refah düzeyinin gelişmiş ülke düzeylerine yakınsayabilmesi için yeterli değildir. Gelir arttırıcı önlemlerle (asgari ücret artışları gibi) büyüme bu yılı orta vadeli planda da öngörüldüğü gibi yüzde 4-4,5 oranlarında gerçekleşebilir. Enflasyonun da 2016 yılında göre yüksek (7,5 – 8,5) oranda gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. TCMB 2016 yılında sadeleşme adımları çerçevesinde sıkı duruşunu sürdürecektir. Faiz oranlarında enflasyona paralel olarak herhangi bir düşme beklemiyoruz. Ortalama fonlama maliyetinin yüzde 9,5-10’lar civarında olacağını öngörüyoruz. 2016 yılında Hazinenin tahvil ihracını azaltılması getirilerde yatay olan çizginin aşağı yönlü baskılanmasına neden olabilecektir. Çin ekonomisindeki yavaşlama ve dolayısıyla petrol ve hammadde ihracatçı gelirlerinin azalması gelişmekte olan ülkeler için zor bir yılın geçeceği konusunu göz önüne getiriyor. Türk Lirası’nda 2016 da sınırlı değer kaybı bekliyoruz. Zira reel efektif kurunun geldiği seviye çok hızlı kur ayarlamalarını gerektirmeyebilir. Ayrıca petrol fiyatlarının görünür kısa vadede çok hızlı artmayacağı hususu da düşük cari açık seviyesine olumlu katkı vermeye devam edecektir. 2016 yılında işsizlik oranın yüzde 10,2 olması beklenmektedir. İhracatta en olumsuz senaryoya göre Rusya etkisinin negatif olarak milli gelirin yüzde 1 seviyesinde yaklaşık 8 milyar dolar olacağı tahmin edilmektedir. Özetle 2016 yılında bütün jeopolitik riskler, muhtemel referandum riski, güneydoğu olaylarına rağmen ülkemiz tek parti siyasi istikrarıyla tahminen yaklaşık yüzde 4’ler civarında büyüyecek ve bu büyümenin finansmanında yurt içi tasarruf / GSMH oranı da yaklaşık yüzde 15-16’lar civarında olacaktır. Dış ticaret büyüklüklerinde beklenen büyüklük tahminen ihracatta 155, ithalatta da 210 milyar dolardır. Altın hariç cari açık/GSMH oranı yüzde 4’ler enflasyon ise %7,5-8,5 civarında tahmin edilmektedir.”

Büyümenin finansmanı

“Türkiye’de büyüme oldukça istikrarlı bir seyir izlemektedir. İç talebin güçlü seyretmesi büyümenin düşüşünü engellemiştir. 2015 in üçüncü çeyreğindeki yüzde 4’lük gerçekleşen büyüme oranı yıllık büyümenin yüzde 3,5-4’ler civarında büyümenin gerçekleşeceğini göstermektedir. Orta Vadeli Plan’da 2016’nın büyümesinin ise yüzde 4,5’a ulaşacağını belirtmiştir. Burada karşımıza “büyümenin finansmanı” çıkmaktadır. Bu finansmanın da hızlı borç artışı olmadan yurtiçi tasarrufların arttırılması yoluyla yapılması önem kazanıyor.”

İşsizlikte kronik bant

“Ülkemizde son yıllarda diğer ülkelere göre daha güçlü bir istihdam artışı gözlenmektedir. 2007-2014 döneminde ortalama yıllık istihdam artış oranı yüzde 3,14 ile gelişmekte olan on altı ülke arasında en iyi 4’üncü olarak gerçekleşmiştir. Yüzde 10-10,5 arasındaki kronik hale gelen bu oran, 2015 Ekim itibariyle ülkemizi işsizlikle dünya onunculuğundan sekizinciliğe yükseltmiştir. 2015 yılı sonunda işgücü katılım oranının yüzde 51,3 olması beklenmektedir. İstihdamda tarım sektörünün oranının daha da azalacağı öngörülmektedir. İstihdamda tarım sektörünün oranının daha da azalacağı öngörülmektedir.”

Bütçe ve faiz dışı fazla

“2014 yılında yüzde 1,3 olan merkezi yönetim bütçe açığı 2015’de yüzde 1,3 olarak gerçekleşmiştir. Ekonomik istikrarın desteklenmesinde sıkı maliye politikasının önemli katkısı olmuştur. Ülkemiz 2016 itibariyle denk bütçeye doğru gitmektedir. 2015 yılında bütçe açığı 22,6 milyar TL olmuştur. Aynı dönemde faiz dışı fazla 30,4 milyar TL, bütçe gelirleri ise enflasyon oranından fazla (yüzde 13,6) artarak 483 Milyar TL olmuştur. Vergi gelirlerinin artış oranı ise 2015 yılında yüzde 15,7’dir. Gelir tarafının bu olumlu gerçekleşmeleri yanında bütçe giderlerinin seyrinde de olumlu seyir izlenmiştir. Faiz giderleri nominal olarak 2014 düzeyinde (53 Milyar TL) kalmıştır. Mali disiplin, geçmiş yıllarda olduğu gibi esnetilmeden bütçe performansı sağlanmıştır. Bu çerçevede GSYİH’ya oran olarak genel devlet açığı yüzde 0,6, genel devlet faiz dışı fazlası ise yüzde 2,3 olarak gerçekleşmiştir. Yukarıdaki gelişmeleri paralel olarak genel devletin 2015 yılında dengede olması, genel devlet faiz dışı fazlasının ise GSYİH’ya oran olarak yüzde 2,8 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir.”

Kamu borç stoğu beklentisi

“Mali disiplin kamu kesiminde basiretli borçlanmaya imkan sağlamıştır. AB tanımlı kamu borç stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranının 2015 yılında yüzde 34 olması beklenmektedir. Mali disiplinin bu denli başarılı olması risk primi göstergelerini düşük düzeylerde tutmaktadır. GSYİH’ya oranla 2016 yılında yüzde 31,7 olarak gerçekleşmesi beklenen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun orta vadeli plan sonunda yüzde 29.5’a düşürülmesi hedeflenmektedir.”

Petrol fiyatlarının cari açığa etkisi

“2015 yılında gerek makro ihtiyatı politikalar ve gerekse petrol fiyatlarındaki düşüşler cari işlemler açığını iyileştirmede etkin olmuştur. Ancak bu iyileşmeyi Avrupa Ekonomisindeki toparlanmanın zayıflığı ve jeopolitik gelişmeler (Rusya, Irak ve Suriye’deki gelişmeler) sınırlandırmıştır. Merkez Bankası verilerine göre Kasım ayı sonunda dış ticaret açığı yıllık bazda yüzde 55,1 oranında gerilemiştir. İthalattaki azalış, ihracattaki azalıştan daha fazla olduğu için ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 69,5’a yükselmiştir. Avrupa ülkelerine yapılan ihracat güçlü bir şekilde artmaya devam etmektedir.”

İhracat ve ödemeler dengesi

“2015 yılı ihracatı 143,9 milyar dolarak gerçekleşmiştir. İthalatın aynı dönemdeki gerçekleşmesi ise 207,1 milyar dolar olmuştur. Altın ve enerji hariç dış ticaret açığında önemli miktarda iyileşme kaydedilmiştir. Bu iyileşme sonucu cari açığın GSYİH’ya oranı 2015 yılında, %5,3 seviyesinden %4,4’e inmiştir. Cari açığın finansmanında uzun vadeli sermaye girişlerinin ağırlığının kısa vadeli fonlamaya nazaran artmakta olduğunu görüyoruz. Bu iyileşmelerin daha yüksek büyüme oranlarında da korunması önem taşımaktadır. Avrupa ülkelerine ihracatın güçlü bir şekilde artmaya devam etmesi, başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki düşüşlerin İran ambargosunun kalkması nedeniyle petrol fiyatlarında daha da düşme beklentisinin cari denge üzerindeki olumlu etkisi önümüzdeki aylarda daha da belirgin hale gelecektir. Gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımları zayıf bir seyir izlemektedir. Gelişmekte olan ülkelerin risk primi göstergeleri oynak seyrini muhafaza ediyor. Aynı ülkelerin döviz kuru oynaklıklarında yakın dönemde bir miktar azalma gözlenmektedir.”

Para politikası

“Merkez Bankası 2015 yılında ölçülü faiz indirimleri gerçekleştirmiştir. Enflasyon beklentilerinin olumsuz seyir izlemesi nedeniyle de sıkı duruş pozisyonunu korumuştur. 2015 yılında yurt içinde ve dışında yaşanan gelişmeler sonucu Türk Lirası’nda değer kayıpları oluşunca TL cinsi fonlamanın ortalama maliyetini arttırıcı ve döviz likiditesi sağlayan politika izlemeye başlamıştır. Küresel düzeydeki para politikalarının normalleşme sürecine (FED’in faiz artırımlarına başladığı süreç) paralel olarak faiz koridorunu daha da daraltacağını duyurmuştur. Mevcut para politikasının duruşu enflasyon görünümüne karşı sıkı, döviz likiditesinde dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici niteliktedir. Sıkı para politikası duruşunun ve alınan makro ihtiyati önlemlerin etkisiyle yıllık kredi büyüme hızlarındaki azalış sürmektedir. Ülkemizde hala reel faizler düşük seyrini korumaktadır. Bu husus gelişmiş ülkelerde de düşük faiz ve yüksek borçluluk kompozisyonu olarak kendini göstermektedir. Son beş yılda ülkemizde kamu borç yükü gerilerken, hane halkı borcu artmıştır.”

Finansal istikrar

“Ticari kredilerin tüketici kredilerine göre hızlı büyümesi finansal istikrara olumlu katkı yapmıştır. Bankacılık sektörünün yurtdışı borçlarının ağırlıklı ortalama vadesi uzamaktadır. Buna paralel reel sektörün dış borçlarının vadesi de uzundur. Rezervlerin altın dahil GSYİH’ya oranının 2015 sonu itibariyle yüzde 17,08 olması beklenmektedir. Uluslararası rezervlerin dış borçları karşılama oranın son yıllardaki düşüş seyri 2015 yılında da devam etmiştir. Bunun iyileşmesi dış borç ihtiyacının azalması ve vadelerinin uzaması ile mümkün olabilecektir.”

Ve enflasyon...

“2015 yılında yüzde 5 enflasyon hedefine karşılık yüzde 8,8 oranında gerçekleşen enflasyon oranıyla fiyat istikrarı halen sağlanamamıştır. 2011 yılından itibaren tüm enflasyon gerçekleşmeleri yüzde 5 enflasyon hedefinin üstünde sonuçlanmıştır. 2015 yılında döviz kuru hareketleri enflasyonu olumsuz yönde etkilemiştir. Merkez Bankası enflasyon görünümde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş sürecini devam ettireceğini ifade etmiştir.”

Yazıya ilişkin yorumlarınızı sayfanın alt kısmından iletebilirsiniz.

Yasal Uyarı: Her hakkı ACCAFIN.com sitesine ait olan bu makale ve makalede yer alan grafikler ve yorumlar, izinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Tags: BLOG

Çok okunanlar

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

MUDEFIN | ACCAFIN

Vizyonumuz, Muhasebe, Denetim ve Finans alanlarında öncelikli başvuru kaynağı olmaktır.


Misyonumuz, Muhasebe, Denetim ve Finans alanlarında nitelikli yayınlar ve uzaktan eğitimler ile kullanıcıların bilgi ve farkındalık seviyelerinin artmasına yardımcı olmaktır.


Bülten aboneliği

Periyodik bültenler için mail grubuna üye olabilirsiniz

MUDEFIN | ACCAFIN Mobile