Sermaye Şirketlerinde Yurtdışı İştirak Kazançları İstisnası

Aktif . Gösterim: 1103

Ekonomi, ilk çağlardan günümüze kadar gelen bir olgu, bir bilim dalıdır. Bu bilimin çevresi genişledikçe ve insanoğlunun sınırsız ihtiyaçlarının karşılanması için, ülkeler arasında birçok çözüm ortaklığı meydana gelmiştir.

Bu doğrultuda, birçok örgüt kurulmuş ve anlaşmalar yapılmıştır.  Böylece, dünyada serbest ticaretin önü açılmış ve global ekonomi kavramı ortaya çıkmıştır. Uluslararası arenada, şirketlerin, sermaye yatırımları yapma imkanı doğmuştur. Dolayısıyla, iştirak kazançları yurt içinden elde edilen kazançlarla sınırlı kalmamış, yurt dışı iştirak kazancı kavramını da beraberinde getirmiştir.

Bir kurumun, başka bir kuruma iştirakinden elde ettiği kazanç iştirak kazancıdır. Bu kazancın vergisi, kazancı elde eden ilk şirket tarafından karşılandığı için, bu kurumun sermayedarı olan diğer kurumda çifte vergilendirmenin önlenmesi amaçlanmıştır. Ülkemizde, bu konuyla ilgili yapılan en son ki revizyon 13.06.2006 tarihinde kabul edilen ve 21.06.2006 tarihinde resmi gazetede yayımlanan, günümüzde hala geçerliliğini koruyan 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nda ( KVK ) yapılmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. Maddesinde istisna başlığı altında, yurt içindeki tam mükellef şirketlerden elde edilen iştirak kazançları istisnası ile yurt dışındaki şirketlerden elde edilen iştirak kazançları istisnası kanunda ayrı ayrı açıklanmıştır.

Ayrıca, 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 5.2 bölümünde ve alt başlıklarında, yurt dışı iştirak kazançları istisnası ile ilgili detaylı bilgiler yer almıştır.

Yurt Dışı İştirak Kazançlarında İstisna Şartları

Kanunî ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki şirketlerin sermayesine iştirak eden kurumların, bu iştiraklerinden elde ettikleri kazançlar yurt dışı iştirak kazancıdır. 

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/b maddesi uyarınca, yurt dışı iştirak kazançlarının kurumlar vergisinden müstesna olması için gereken şartlar aşağıdaki gibidir;

  1. Yurt dışı iştirak kazançları istisnasından yararlanabilmek için, iştirak edilen yurt dışındaki kurumun anonim şirket veya limited şirket niteliğinde bir kurum olması gerekmektedir.
  2. Yurt dışı iştirak kazançları istisnasından yararlanabilmek için, iştirak edilen kurumun kanuni ve iş merkezinin her ikisinin de Türkiye’de olmaması gerekmektedir.
  3. İştirak payını elinde tutan kurumun, iştirak kazancını elde ettiği tarih itibariyle yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az %10’una sahip olması gerekmektedir.
  4.  %10 iştirak oranının, kazancın elde edildiği tarihten geriye doğru kesintisiz olarak bir yıl süreyle devam ettirilmiş olması da şarttır. Rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle veya yurt dışı iştirakin iç kaynaklarından yapılan sermaye artırımları nedeniyle elde edilen iştirak payları için bir yıllık elde tutulma süresinin tespitinde, sahip olunan eski iştirak paylarının elde edilme tarihi esas alınacaktır.
  5. İştirak kazançlarının, kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler dahil olmak üzere doğduğu ülke kanunları uyarınca en az %15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri bir vergi yükü taşıması gerekmektedir. İştirak edilen şirketin esas faaliyet konusunun, finansal kiralama dahil finansman temini veya sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olması durumunda, iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye'de uygulanan kurumlar vergisi oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması gerekmektedir. Burada belirtilen vergi yükü, ülke kanunlarına göre belirlenmiş olan gelir ve kurumlar vergisi benzeri verginin oranını ifade etmiyor. Vergi yükünden anlaşılması gereken; gelir ve kurumlar vergisi benzeri verginin, kar dağıtımı sırasında ortaya çıkan verginin ve istisna kazançlar üzerinden kesinti suretiyle ödenen verginin  ( kanun metninde geçmese de 03.04.2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 5.2.1.5. bölümünde yer alan bir paragrafında ilgili verginin ilave edilmesi gerektiği belirtilmiştir. ) toplamının, toplam dağıtılabilir kurum kazancı ile tahakkuk eden gelir ve kurumlar vergisi toplamına oranlanması suretiyle ortaya çıkan yüzdeyi ifade ediyor.
  6. İştirak kazancının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmesi gerekmektedir.

03.04.2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 5.2.1.6. bölümünde, elde edilen iştirak kazançlarının elde edildiği dönemde kurum kazancına dahil edilmesinin zorunlu olduğu, bu kazançların kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresinin sonuna kadar Türkiye’ye transfer edilmeyen kısmının istisnadan yararlanamayacağı, Türkiye’ye bu süre içinde transfer edilmeyen yurt dışı iştirak kazançlarının, daha sonraki yıllarda Türkiye’ye transfer edilse dahi, anılan istisnadan yararlanamayacakları, iştirak kazancının dağıtıldığı dönemde elde edilmiş sayılacağı, açıklanmıştır. 

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-5/b-7586 sayılı özelgesinde, yurt dışında bulunan iştirakin elde etmiş olduğu karın, yurt içine getirilmeyerek, ilgili iştirakin sermaye arttırımında kullanılması durumunda, bu karın adı geçen şirket bünyesinde kaldığı sürece, söz konusu kazancın yurt içindeki şirket tarafından elde edilmiş sayılmayacağı ve beyan edilmesine gerek olmadığı görüşü verilmiştir.

1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’ne Göre Dağıtılabilir Kurum Kazancının Tespitinde ve Vergi Yükü Hesaplamasında Dikkat Edilecek Hususlar

03.04.2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’ne Göre, dağıtılabilir kurum kazancının tespitinde ve vergi yükü hesabında dikkat edilmesi gereken kritik hususlar aşağıdaki şekilde açıklanmıştır;

“Dağıtılabilir kurum kazancının tespitinde, dönem kârından ayrılan karşılıklar ile yedek akçeler, dağıtılabilir kârın bir unsuru olarak kabul edilecektir. İlgili ülke mevzuatı uyarınca ayrılması zorunlu olan yedek akçeler de dağıtılabilir kâr olarak değerlendirilecektir. Diğer taraftan, bulunduğu ülke vergi mevzuatı uyarınca vergiye tabi kazancın tespitinde gider olarak indirimi kabul edilmeyen giderlerin, fiilen yapılmış olup dağıtılması mümkün olmadığından, dağıtılabilir kurum kazancına ilave edilmemesi gerekmektedir.

Yurt dışı iştirak kazançlarına ilişkin vergi yükünün hesabında, fiili yükün dikkate alınması gerekmektedir. Kâr dağıtımı, geçmiş yıl kârlarından veya yedeklerden de yapılabileceği için mükelleflerin, hangi yılın kazancını dağıttıklarına kendilerinin karar vermeleri gerekmektedir. Dolayısıyla, vergi yükü geçmiş yıl karlarının veya yedeklerin ilgili olduğu dönemler itibarıyla ayrı ayrı hesaplanacaktır.

Yurt dışındaki iştirakin kazancı içinde istisna kazanç unsuru bulunması halinde, kazanca istisna uygulandıktan sonra bulunan matrah üzerinden hesaplanan vergi, vergi yükünün tespitinde dikkate alınacaktır. Öte yandan, geçmiş yıl zararlarının mahsubundan sonra hesaplanan bir verginin çıkmaması veya düşük çıkması durumunda, zarar mahsubundan sonraki matraha isabet eden vergi tutarı bulunacak ve bu tutara göre vergi yükünün tespiti yapılacaktır.”

03.04.2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde konu ile ilgili verilen örneklerden biri aşağıdaki gibidir;

Örneğin;

“(Y) A.Ş.’nin bir yılı aşkın süreden beri sermayesine %20 oranında iştirak ettiği televizyon üretimi ve satışı alanında faaliyet gösteren yurt dışındaki (Z) A.Ş.’nin ticari kazancının 270 birim, vergiye tabi kazancın tespitinde gider olarak kabul edilmeyen gider tutarının 30 birim, dolayısıyla vergiye tabi kazancının 300 birim olduğunu ve bu kazancın 200 biriminin vergiden istisna olduğunu varsayalım. Aynı zamanda, bu ülkede vergi oranının %25 olması durumunda, vergiye tabi kurum kazancı [(270+30)-200=] 100 birim olacaktır. Hesaplanacak kurumlar vergisi benzeri vergi ise (100 x %25=) 25 birim olacak ve bu verginin, dağıtılabilir kazanç olan (270-25=) 245 birim ile hesaplanan kurumlar vergisi olan 25’in toplamı olan 270’e oranlanması (25/270) sonucu bulunacak vergi yükü %9,26 olacaktır. Dolayısıyla elde edilen yurt dışı iştirak kazancı, en az %15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri vergi yükü taşımadığından, bu kurumdan elde edilen iştirak kazancının yurt dışı iştirak kazancı istisnasından yararlanması mümkün olmayacaktır.

Buna karşılık, yurt dışı iştirakin bulunduğu ülkede söz konusu istisnadan yararlanılmaması halinde, yurt dışı iştirakin kurum kazancı üzerinden hesaplanan kurumlar vergisi (300 x %25=) 75 birim olacak ve bu verginin, kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan dağıtılabilir kazanç olan (270-75=) 195 birim ile hesaplanan kurumlar vergisi olan 75’in toplamı olan (195+75=) 270 birime oranlanması (75/270) sonucu ortaya çıkacak olan vergi yükü %27,78 birim olacaktır. Bu durumda, anılan iştirakten elde edilen iştirak kazançlarının istisnadan yararlanması gerekmektedir.

Örnekte, yurt dışındaki (Z) Kurumunun kâr payı dağıtması durumunda dağıtılan kâr payları üzerinden ayrıca vergi kesintisi yapılması söz konusu ise, yapılacak vergi kesintisinin de vergi yükünün hesabında dikkate alınacağı tabiidir.

Ayrıca, ilgili ülkede istisna kazançlar üzerinden kesinti suretiyle bir vergi ödenmiş olması halinde, toplam vergi yükünün hesabında ödenen bu verginin de dikkate alınması gerekmektedir.

Söz konusu kurumun başka ülkelerde ödediği veya kurum kazancının dolaylı olarak Türkiye’ye transferinde ödenen vergilerin, bu hesaplamaya dahil edilmemesi gerekmektedir.”

Hangi Durumda Yurt Dışı İştirak Kazançlarında İstisna Şartları Aranmaz ?

Yurt dışı iştirak kazançlarında istisna uygulamasının gerçekleştirilebilmesi için yukarıda bahsetmiş olduğum tüm şartların aynı anda yerine gelmiş olması gerekmektedir. İlgili şartlardan bir tanesinin dahi gerçekleşmemesi durumunda, istisnadan faydalanılması mümkün değildir.

Ancak, yurt dışındaki mevzuat uyarınca bazı faaliyet konularında şirketlerin yurt dışında ayrı bir şirket kurma zorunluluğu bulunduğu hallerde; kurulan şirketin ana sözleşmesinde, özel amaç için kurulduğunun belirtilmesi ve bu amaç dışında bir faaliyetinin bulunmaması şartıyla yukarıda bahsedilen istisna şartları bu iştirak kazançlarında aranmaz.

Söz konusu açıklama, kanun metninde şu şekilde ifade edilir; “Yurt dışındaki inşaat, onarım, montaj işleri ve teknik hizmetlerin yapılabilmesi için ilgili ülke mevzuatına göre ayrı bir şirket kurulmasının zorunlu olduğu durumlarda, özel amaç için kurulduğunun ana sözleşmelerinde belirtilmesi ve fiilen bu amaç dışında faaliyetinin bulunmaması şartıyla, söz konusu şirketlere iştirak edilmesinden elde edilen kazançlar için bu bentte belirtilen şartlar aranmaz.“

Sonuç

Küreselleşen ekonominin bir parçası olan uluslararası sermaye dolaşımı sebebiyle, ülkemizdeki sermaye şirketlerinin yurt dışındaki faaliyetlerinden elde etmiş olduğu iştirak kazançlarına ilişkin istisna kaideleri, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/b maddesinde ve 03.04.2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde detaylıca verilmiştir.

Çifte vergilendirmeyi önlemek maksadıyla getirilen bu kaideler, sermaye şirketlerinin, yurt dışında sahip oldukları iştiraklerinden elde ettikleri iştirak kazançlarını, kanunun getirdiği şartlara uygunluğun sağlanması neticesinde, yurt içinde istisna olarak değerlendirebileceklerdir.

Sermaye şirketleri bu istisnayı, geçici vergi beyannamelerinde veya kurumlar vergisi beyannamelerinde, “Zarar Olsa Dahi İndirilecek İstisna ve İndirimler” başlığı altında bulunan “Yurt Dışı İştirak Kazançları ( KVK Mad. 5/1-b )” türü ile ( 317 kod ) bildirimini yapacaklardır.

 

Yazıya ilişkin yorumlarınızı sayfanın alt kısmından iletebilirsiniz.

Yasal Uyarı: Her hakkı ACCAFIN.com sitesine ait olan bu makale ve makalede yer alan grafikler ve yorumlar, izinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Tags: vergi yeni ttk

MUDEFIN | ACCAFIN

Vizyonumuz, Muhasebe, Denetim ve Finans alanlarında öncelikli başvuru kaynağı olmaktır.


Misyonumuz, Muhasebe, Denetim ve Finans alanlarında nitelikli yayınlar ve uzaktan eğitimler ile kullanıcıların bilgi ve farkındalık seviyelerinin artmasına yardımcı olmaktır.


MUDEFIN | ACCAFIN Mobile